
Rüzgarlarim var simdi bilmedigim...
uzak ve sert esen.üsümeyi özlemisim
balkona çikip biraz olsunn titremeyi,
uzaklari izlemeyi... daginik bir yatak,
disari tasan dolabimdaki kiyafetler,
sigisma savasinda çekmecelerimdeki esyalar.
özgür biraktim hepsini...
pikemi artik sicak battaniyemle aldatiyorum
çünkü üsüyorum.yarim kalan bardaktaki su,
son okunma tarihi geçmis gazeteler,
kendine küsen kitaplar, çizikleri her
geçen gün artan cdler, kokularini yitirmis tütsüler,
yakmadigim mumlar, özelligini kaybetmis kasetler,
sayfalari burusmaya yüz tutmus bir defter,
tükenmez adi altinda bir
kalem ne var ki o da tükenmis(ne tükenmiyor ki),
belki bir gün yazar en gerekli bir anda,duruyor o da bir yerde..hersey heryerde...
tüm mal varligini sayan hacizciler gibi hissettim bi an kendimi dagilmislikta yasanmislik vardir ya her zaman o yasanmisliktayim simdi sessiz sedasiz...
kayboluyorum gecenin içinde bi kez daha.eylülün ortasina dogru.saatler arsiz ihanet ediyorum geçmise her saniye..unutarak...
kahvem...o kekremsi tat...
uykumu çaldi yine en derininde, görülmemis düsler koleksiyonuma bir yenisi daha ekleniyor bu gece...
bosluga bakiyor pencerem...
bosluk pencereme gülümsüyor,
hafifçe içeri giriyor rüzgar...
bana dokunuyor ...
uzaklari özlüyorum o zaman ve kaybolmayi...